Makaleler

Oruç ve sabır

360
Oruçla ilgili bir şeyler söylemek istediğimizde dilimizden ilk düşen söz onun Müslüman için bir sabır eğitimi olduğu hususudur. Bu yıllarda olduğu gibi özellikle yaz sıcağının en uzun günlerinde orucu bozan şeylerin her birini göze alarak oruca niyetlenmek ve bu niyetini iftar vaktine kadar sürdürmek büyük bir sabrı gerektirmektedir. Kur’an’da insan için söz konusu edilen büyük imtihan durumlarından bahsedilirken bazı ayetlerde sabır tavsiye edilmektedir. “Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o sabır ve namaz Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir” (Bakara, 45) ayeti örnek olarak verilebilir. Bu ayette geçen sabırdan maksadın oruç olduğu ifade edilmektedir. Oruç ve namaz, imanı takviye eder, nefsin kibrini kırar, tembelliği ve uyuşukluğu giderir, zor işler karşısında insanı güçlü kılar. Taberânî’nin rivayetine göre, Rasulüllah (sav) zor bir işle karşılaşınca hemen namaz kılardı. “Allah’a saygıdan kalbi ürperenler” diye tercüme edilen “hâşiîn” zümresine namaz kılmak, oruç tutmak, sabırlı olmak, her yerde ve her zaman gerçekleri söylemekten çekinmemek zor gelmez, zira onlar Allah sevgisi ile kalpleri dolmuş kimselerdir (H. Karaman ve Heyet, K. Kerim ve Açıklamalı Meali).
İnsanın muhatap olduğu ve büyük sabrı gerektiren imtihan konuları Kur’an’da farklı vesilelerle gözler önüne serilmektedir. “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile imtihan ederiz. (Ey Peygamber!) sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman; Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır” (Bakara, 155-157) ayeti sabır ve imtihan ilişkisini oldukça vurucu bir şekilde ifade etmektedir. Peygamberimiz de “namaz nurdur, sadaka burhandır, sabır ziyadır” (Müslim, Taharet, 1) sözüyle bu zorlu imtihanların namazla, sadakayla ve sabırla kazanılabileceğini belirtmektedir.Üstat Sezai Karakoç’un sabırla ilgili şu cümlelerini paylaşarak orucumuzu sabırla buluşturmanın ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalışalım: “Müslümanın birinci özelliği, yüreğinde beyaz bir kıyamet beneği taşımaksa, ikinci işareti, yüzünden ve dudaklarından başlayarak duruş ve davranışlarına kadar bir sabır atmosferini varlığına sindirmiş olmasıdır. Neden biz Müslümanların başarıları bu çağda hep kesik kesiktir? Bir yatır sabrına her birimiz ulaşamadık da ondan. Çünkü sabır başarının tohumudur. Eseri verimlendiren, yeşerten, sağ ve diri tutan odur. Bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonraya da kalmaz. İşte sabır, bu kader sırrına ermektir. Yani işi bir dakika öncesine alma aceleciliğinden ve bir dakika sonraya bırakma tembelliğinden kaçınma ve korunma iradesi demektir sabır. Kader, eşyanın tabiatına Yaratıcı’nın kattığı bir sabırdır adeta. İşte bundandır; sabır şuuruna varmış Müslüman bir bakıma da kaderin şuuruna varmıştır. Adeta sabır, Müslümanın içinde bir kader bilgisi gibi çalışır. Öbür dünyada amel defterinin sağdan verilmesi için bu dünyada âdeta her zaman sağ elimizde bir sabır kitabı bulunmalıdır. Sabır Müslümanın yüreğinde öyle bir ışık yakacaktır ki, o nereye dönse onu çevreleyen ve saran bu ışık hâlesi de o yana dönecek ve önünü aydınlatacaktır. Böylece Müslüman, önünde yürüyen kader çizgisinin gerisini ve ilerisini bu ışıkla görecektir. Sabrın zekatı cihaddır. Cihad, sabrın dinamiğidir. Müslüman sabrı, pasif sabırlardan, Müslümanın tevekkülü ölü tevekküllerden değildir.

Müslümanın sabrı bir doğum sancısı gibi yeni bir dünyaya gebedir. Onun sabrı geçmişin yükü altında ezilmiş ve kıvrılmış olma suskunluğu değil, geleceğe hamile olan bir güven direnişidir. Cihad sabrı, ahlakın bir bölümü olan sabrın içinde onu arıtan bir nevi aksiyon özüdür. Bir nevi içtimaî sabırdır. Kur’an’ın imandan ayırmayarak öğütlediği sabırdır bu. Biz ki, sabırlıların mirasçısıyız. Biz ki, sabrın mucizesi Kur’an’la öğünenleriz… Dağın çekemediği ulu bir sabrın sorumluluğunu yüklenmişiz. Mekke’de, Taif’de ve Uhud’da sabrın destan kahramanı son Peygamber’in sabır dersinden bir ders almış mıyız? (S. Karakoç, Kıyamet Aşısı, s. 10-12).
Diriliş şairi ve yazarının bu muhteşem sabır yazısı üzerine bir şeyler yazmaya elim varmıyor, ancak şu cümlesine tekrar dikkat çekmek isterim. “Bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonraya da kalmaz. İşte sabır, bu kader sırrına ermektir”. Bu cümleyi düşünelim ve iftar sofrasında o bir dakikayı beklerken orucun bizi içine çektiği “sabır eğitimi”ni doya doya yaşamaya çalışalım.