Makaleler

Meleklerin Görevleri

417
Dün idrak ettiğimiz Kadir Gecesi münasebetiyle Kadr Suresi’nde bulunan “melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner” (Kadr, 4) ayetini izah edemeden kısa geçmiştik. Okuyucunun aklına takılabilir, acaba her türlü işten kasıt nedir ve melekler genel olarak hangi işlerle görevlendirilmişlerdir, bunları özetleyerek izah etmeye çalışalım:
Melek deyince ilk akla gelen “vahiy” kavramıdır ve bununla da Cebrail (as) özdeşleşmiş, “vahiy meleği” diye de anılır olmuştur. “Onu er-Rûhu’l-Emin (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye apaçık Arapça bir dil ile senin kalbine indirmiştir” (Şuarâ, 193-195) ayetlerinden bunu öğrenmekteyiz. Bunun dışında daha başka ayet ve pek çok hadis vahiy meleğinin Cebrail olduğunu belirtmektedir. Diğer büyük meleklerden Mîkâil rızık meleği olarak anılmaktadır; tüm tabiat olaylarının gerçekleştirilme görevi ona verilmiştir. Azrâîl vakti geldiğinde insanların ölmesini sağlamak için, İsrâfîl ise kıyamet gününde Sûr’a üfürmekle görevlendirilmiştir. Azrail ve İsrafil’in Kur’an’da isimleri geçmemekte, “ölüm meleği” ve “Sur’a üfürecek olan melek” diye kendilerinden söz edilmekte, hadislerde Azrail ve İsrafil olarak isimlendirilmektedir.
Dört melekten başka insanların yapıp ettiği her şeyi kaydeden Kiramen Katibîn melekleri (İnfitâr, 11-12), mü’minleri korumakla görevli Hafaza melekleri (Ra’d, 11); kabirde insanları sorgulayacak olan Münker ve Nekîr melekleri (Tirmizî, cenâiz, 70), Arşı yüklenen ve etrafını kuşatan Hameletü’l-Arş melekleri (Mü’min, 7), cennetin bekçisi melekler (Enbiya, 101-103), cehennemin bekçisi melekler (Zümer, 71) görevlendirildikleri işlere göre isimlendirilmişlerdir. Kaynaklarda ayrıca müvekkel melekler diye isimlendirilen melekler vardır ki, bunlar da rahimlerdeki cenînlere ruh üflemek, gelecekteki amellerini, ecellerini, rızıklarını, saîd mi ya da şakî mi olacaklarını yazmakla görevlendirilmişlerdir. Velhasıl meleklerin sayısı o kadar çoktur ki, bunu Allah’tan başkası bilemez (Müddessir, 31). Peygamberimizin ifadesiyle “semada bir ayak izi kadar yer yoktur ki, orada rükû ve secde eden bir melek bulunmasın” (Tirmizî, Zühd, 9).
Meleklerin diğer görevleri ile ilgili Kur’an’dan ve hadislerden öğrenebildiklerimizi sıralamaya çalışalım:
Mü’minlere yardım ederler (Al-i İmran, 123-125; Enfal, 9-12; Ahzab, 9). Kur’an-ı Kerim ve hadislerde bu yardımın pek çok şeklinden bahsedilmektedir. Kulları hayra teşvik ederler. Savaşlarda Müslümanlara çeşitli şekillerde destek olurlar. Kur’an, ilim ve zikir meclislerine şahitlik ederler. Peygamber Efendimiz bu hususla ilgili şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın yollarda dolaşan melekleri vardır ki, onlar zikir ehlini ararlar, Allah’ı zikreden bir topluluk bulduklarında onları yerden en yakın semaya kadar kanatlarıyla kuşatırlar (Tirmizi, Sıfatü’l-Kıyame, 20). Ayrıca “melekler ilim talebelerinin üzerlerine kanatlarını yayarlar ve yaptıklarından razı olurlar” (İbn Mâce, Mukaddime, 18) buyurmaktadır. Melekler mü’minlere salât ve dua ederler: “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize melekleriyle beraber salât eden O’dur. Allah mü’minlere karşı çok merhametlidir (Ahzâb, 43). Mü’minler için istiğfar ederler: “Neredeyse gökler tepelerinden çatlayacaklar, melekler de Rabblerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler için mağfiret diliyorlar…” (Şûrâ, 5). Kanatlarıyla şehidi gölgelendirirler, Mekke ve Medine’yi Deccal’den korurlar: “Mekke ve Medine hariç Deccal’ın girmediği hiçbir yer yoktur. Bu şehirlerin kapıları üzerinde bunları koruyan melekler vardır” (Buhari, Bedu’-l-halk, 7) hadisi buna işaret etmektedir. (Daha geniş bilgi için Melekler Alemi isimli kitabımızı okuyabilirsiniz).
Kısaca özetlemeye çalıştığımız meleklerin görevleri konusunda son olarak şunları söyleyebiliriz. Allah Teala melekler dahil yerde ve gökteki her şeyi insanın hizmetine sunmuştur (Lokman, 20). Ancak insanın bu hakikati bilip ona göre bir hayat tarzına sahip olması gerekir. Sağında iyiliklerini, solunda da işlediği günahlarını yazan Kirâmen Kâtibîn meleklerinin her an kendisiyle beraber olduğunun farkında olması gerekir insanın. Sağındaki melek yapılan iyiliği hemen yazıyor, kul günah işlediğinde solundaki melek yazacağı an sağındaki melek müdahale ediyor, biraz bekle, belki pişman olur, tevbe eder diye. Belli bir süre yazmadan kulun tevbesini bekliyor. Kıyamet günü hesabın, kitabın kurulup “ikra’ kitabek (oku amel defterini) İsrâ, 14)” denildiğinde herkes işte bu meleklerin yazdıklarını okuyacak. Yasin suresinin “o gün biz ağızları mühürleriz, elleri bize konuşur, ayaklar da yaptıklarına şahitlik eder” (ayet, 65) ayetinde ifade edildiği gibi hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmayacak. Gizli kapaklı hiçbir şey kalmayacak. Kendi elleri ve ayakları bile insanı ele verecek. İşte bunun için âhiret inancı çok önemli ve yakîn derecesinde olması gerekiyor. Zaten ahiret inancı dinin odak noktasını teşkil etmektedir. İslam dışı inançlarda bile bu böyledir, yani inançlarının olmazsa olmaz esaslarından birisidir ahiret inancı. Peygamberimiz çok önemli bulduğu bazı hususları dile getirirken sözlerinin başında “men kane yü’minü billahi velyevmi’l-âhiri” (Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse” der ve ondan sonra şunları, şunları yapsın diye nasihatini sürdürür. Meleklerin bizim hakkımızda kaydettikleri iyi ve güzel şeyler ahiret azığımız olur inşaallah.